Elektrikli Araçlar ve Regülasyon / Avrupa’dan başarılı örneklere hukuki bakış
Ortak Av. Şahin Ardıyok, Av. Armanç Canbeyli
Balcıoğlu Selçuk Akman Keki Attorney Partnership / BASEAK
Her çağın, kendisini tanımlayan bazı yarışmaları vardır. Öyle ki, konjonktürün getirdiği onlarca ihtiyaç arasından sıyrılan bu yarışlar, tüm çağdaşların ortak paydası haline gelmekte ve yaşandığı döneme karakterin vermektedir. Örneğin, 1800’lü yıllarda elektrik ile neler yapabileceğini öğrenen insanoğlu, bu etkileyici güç kaynağını hayatın her alanında kullanabilmenin yarışına tutuşmuştur.


Takvimler 1900’lerin başını gösterdiğinde ise Wilbur ve Orville Wright sahneye çıkmış ve herkesin hayallerini süsleyen bir evrenin kapılarını aralayarak havacılık yarışını başlatmıştır. Dünya savaşlarının getirdiği beşeri ve ekonomik travma sonrasında umudunu yine yükseklerde yeşerten dünya toplumları; bu defa gökyüzü ile de yetinmemiş ve 60’lı yılların konusunu uzay yarışı olarak belirlemiştir. Daha sonrasında, bugünlerin temelini atan dijitalleşme yarışı başlamış ve Bill Gates’in “The Road Ahead – Önümüzdeki Yol (1995)” isimli kitabı ile insanlar, artık yeni bir dünyaya adım attıklarının ayırdına varmıştır. Bugün yaşadığımız hayatı şekillendiren tüm bu gelişmelere şöyle bir baktığımızda, bir soruyu sormaktan kendimizi alamadığımızı fark ediyoruz; “her çağda kendine meydan okuyan insanoğlu, 2000’li yıllar için hangi yarışları kendisine görev edinmiştir?”

Günümüzün çok boyutlu ve karmaşık dünyasında bu soruya tek bir cevap vermek mümkün olmasa da verilebilecek en anlamlı yanıtların başında “sürdürülebilirlik yarışı” geleceğini düşünüyoruz. Sürdürülebilirlik yarışını bu denli önemli kılan ise bu noktada ev sahibimiz dünyaya karşı aslında pozitif bir sorumluluk altında olmamızdır. Dünyanın, tüm kaynakları ile birlikte daha uzun yıllar bizlere (ve tüm muazzam yarışlarımıza) ev sahipliği yapabilmesi için yapılması gerekenleri takip eden bu yarışın en önemli düzlüklerinden biri de hiç şüphesiz temiz enerjilerin etkin kullanımıdır. Bu anlamda, dünyayı fosil yakıtlara bağımlılıktan kurtarabilecek önlemlerin başında mobilite çözümlerinin elektrik ve alternatif temiz enerji kaynaklarına dönüştürülmesi gelmektedir. Bu da herkes için daha fazla elektrikli araba, otobüs, tren ve motosiklet anlamına gelmektedir. Hal böyle olunca, günümüzün en önemli bayrak yarışlarından biri de elektrikli araç yarışı olmuş ve toplu taşımadan bireysel araçlara, karayollarından yük ve yolcu taşımacılığına kadar mobilitenin her alanında debisi yüksek bir dönüşüm başlamıştır.

Gerçekten de, Almanya ile Fransa’nın; Alsas-Loren bölgesindeki kömür rezervleri üzerine amansız bir mücadeleye tutuştuğu yıllardan bu yana dünyanın enerji tercihlerinde köklü değişiklikler yaşanmış ve kömür, enerji yarışında bayrağı petrole kaptırmıştır. Günümüzde hala en önemli enerji kaynaklarından biri olan petrol ise bu defa yaratıcı yıkım sürecinin yıkılan tarafına doğru ilerlemiş ve yavaş yavaş yerini elektriğe bırakmaya başlamıştır. Ulaşım teknolojilerinde yaşanan teknolojik ilerlemenin kaçınılmaz bir sonucu olan bu dönüşümün, elbette ki teknik boyutu ile olduğu kadar hukuki boyutu ile de ele alınması gerekmektedir.
İşte bizler de, regülasyon alanında uzmanlaşan hukukçular olarak, bu dönüşümün bir parçası olmayı ve tecrübelerimizi paylaşarak sürecin hukuki boyutuna katma değer sunmayı arzuluyoruz. Bu uzun giriş yazısı ile sizlere takdim ettiğimiz yeni yazı dizisinde; elektrikli araçlardan şarj altyapılarının gelişimine, otonom sürüş uygulamalarından dönüşüm teşviklerine kadar tüm önemli konulara ilişkin uluslararası mukayeseli hukuk kaynaklarını sizlerle buluşturarak mehaz Avrupa ülkelerdeki başarılı uygulamaların arkasındaki hukuki süreçlere bir pencere açacağız.
Elektrikli ve Hibrid Araçların Regülasyonu
Bu kapsamda, öncelikle belirtmek gerekir ki elektromobilite, Avrupa Birliği’nin (AB) yetkilerini Üye Devletler ile paylaştığı bir alandır. AB’nin sera gazı salınımını, ses kirliliğini, hava kirliliğini ve petrole olan bağımlılığı azaltmaya yönelik yapısal hedefleri doğrultusunda ele alınan elektromobilite olgusu, pek çok farklı alandaki regülasyon tarafından desteklenmektedir. Petrolün köklü ve yaygın kullanımı karşısında hala alternatif enerji kaynağı olarak değerlendirilen elektriğin; özellikle gelişiminin ilk evrelerinde etkin düzenlemeler ile desteklenebilmesi önemlidir. Bu nedenle, ülkemiz açısından mehaz yetki alanı olan AB ülkelerinin, elektromobilite dönüşümünü kuvvetlendiren önemli regülasyonların incelenmesi önem kazanmaktadır.
Alternatif Yakıt Altyapısı Direktifi
Alternatif Yakıt Altyapısı Direktifi (2014/94/EU) AB bünyesinde 2014 yılında yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, elektrik ve hidrojen gibi alternatif yakıtların büyük bir kısmı kendi özel alt yapısına ihtiyaç duymaktadır. Gelişimin önemli engellerinden biri olan altyapı ihtiyacı konusunda düzenlemeler getiren bu mevzuat, alternatif yakıtlarla çalışan araçlar için uygun şarj/yakıt ikmali altyapısının sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda Direktif, AB çapında elektrikli araç şarj istasyonu altyapısının kurulması için minimum standartları öngörmekte ve yaklaşık olarak her on elektrikli araç için bir şarj istasyonu olması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca düzenleme ile şarj istasyonlarının konum bilgilerinin daha ulaşılabilir olması ve teknik özelliklerinin standart hale getirilmesine yönelik de hükümler tanımlanmaktadır. Öte yandan, birtakım uzun vadeli teknik gelişmeler de öngören düzenleme, şarj istasyonlarının genel elektrik talebinin az olduğu zamanlarda, örneğin geceleri, elektrik şebekelerinden yeniden dolum yapan akıllı ölçüm sistemlerine sahip olmasının önemini vurgulamaktadır. Böylece, elektrikli araç pillerinin uzun vadede şebekeye geri besleme yapmasını sağlayan akıllı sistemler için zemin hazırlanmaktadır.
<<< Makale / Otonom Sürüşe Hukuki Bakış >>>
Akustik Araç Uyarma Sistemine İlişkin Yetki Devrine Dayanan Komisyon Tüzüğü
Bildiğiniz üzere, elektrikli araçları tüketicilerin gözünde cazip kılan unsurlardan biri de oldukça sessiz biçimde hareket edebilmeleridir. Toplumsal düzeyde gürültü kirliliği açısından önemli bir katma değer olan bu özellik, özellikle bu tür araçlara aşina olmayan yaya ve sürücülerin güvenliği açısından az da olsa endişe doğurmaktadır. Bu kapsamda AB, 1 Temmuz 2019’dan itibaren bütün yeni model elektrikli ve hibrit araçların, ilave bir güvenlik cihazı olan Akustik Araç Uyarma Sistemi (AVAS) ile donatılmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu cihaz, aracın çalıştırılmasından 20 km/s hıza ulaşmasına kadar ve geri giderken kendiliğinden otomatik bir ses oluşturacaktır. Ses yayıcı cihaz, 1 Temmuz 2021’den itibaren bütün yeni elektrikli araçlarda zorunlu hale getirilecektir.
Binaların Enerji Performansı Hakkında Direktif
Elektrikli araçların yaygın kullanımı için gerekli olan bir diğer önemli konu da araçların şehir hayatına adaptasyonudur. Bir başka deyişle, bu araçların üretim ve kullanımlarına ilişkin verilen desteklerin yanı sıra, günlük hayatın bir parçası olmalarının önünde duran engeller de kaldırılmalıdır. İşte bu saik ile kodifiye edilen 2018/844 sayılı Binaların Enerji Performansı Hakkında Direktif, AB üyesi ülkelerde elektromobilitenin dengeli ve uygun maliyetli bir şekilde gelişmesini amaçlamaktadır. Bu mevzuat kapsamında, ikamete mahsus olmayan (alışveriş merkezleri vb.) tüm yeni ve/veya kapsamlı yenilemelerden geçmiş olan binalarda ve onun üzerinde bir park yeri kapasitesine sahip olan binalarda; en az bir adet elektrik şarj dolum istasyonu bulunması gerekmektedir. Buna ek olarak, ikamete mahsus olmayan binaların her beş park yerinden en az bir tanesinde elektrikli araç şarj istasyonlarından yararlanması için elektrik iletim hattı bulundurulması da mevzuatın getirdiği koşullar arasında yer almaktadır. Şehirsel dönüşümü destekleyen bir diğer işlevsel yükümlülük ise; ondan fazla park yeri kapasitesine sahip yeni veya restore edilmiş konutlardaki bütün park yerlerinde, elektrikli araçlara şarj dolumu için iletim hattının bulunması zorunluluğu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, şarj istasyonu kurulumu yapmak isteyen binalara yönelik basitleştirilmiş izin ve onay prosedürleri ile çeşitli ilave teşvikler de düzenlemenin kapsamında yer almaktadır.
Temiz Araçlar Direktifi
2009/33/EC sayılı Temiz ve Enerji Verimliliğine Sahip Kara Taşıtları Direktifi, çevre dostu araçların geniş bir şekilde pazara girmesini hedeflemektedir. 2019 yılında yeniden ele alınan bu düzenleme, kamu ihalelerinde eletromobilite çözümlerine çeşitli teşvikler sağlamakta ve düşük emisyonlu araçlara yönelik talebi arttırmayı hedeflemektedir. Temiz aracın tanımı açısından da stratejik bir tutum benimseyen Direktif, 31 Aralık 2025 tarihine kadar belirli oranlarda salım yapan araçların da sağlanan avantajlardan yararlanmasına müsaade etmektedir. 1 Ocak 2026 itibariyle ise yalnızca sıfır emisyonlu araçlar Direktif’ten yararlanabilecektir.
Mali Destek Programları
Son olarak, oldukça masraflı bir süreç olan elektromobilite dönüşümü için AB bünyesinde tanımlanmış pek çok teşvik ve maddi yardım mekanizması bulunmaktadır. Mali destek fonlarının öncelikli yatırımlarının şarj istasyonu altyapılarına ve elektrikli otobüs alımlarına yöneldiği gözlemlenirken; inovasyon çalışmalarına da önemli destek fonları ayrılmaktadır.
<<< Makale / Otonom Sürüşe Hukuki Bakış >>>